Avrupa'da Roman Gençlik: Her Daim Ötekileştirilenler

Avrupa’da Roman Gençlik: Her Daim Ötekileştirilenler

Çok Okunanlar, Etnisite

Avrupa’da Roman Gençlik: Her Daim Ötekileştirilenler” saha çalışmalarıyla elde edilen bilgiler ve kültürel bağlamda pozitif bir yaklaşım geliştirilerek çözüm öneren kitabın incelenmesini içerir. Araştırma Dünya’nın hemen bütün toplumlarında tarih boyu ötekileştirilen Romanları ele alması açısından dikkat çekicidir. Bu eserde Avrupalı Roman ya da yaygın kullanımıyla “Çingene” gençler üzerine yapılmış nitelikli araştırmaları bulabilirsiniz.

Kitap kültürel, teorik ve metodolojik kaygılara yenilikçi ve modern yaklaşımlar getiriyor. Gelişim bilimi, insani gelişme, kültürler arası psikoloji, sosyoloji ve sosyal hizmetler gibi alanlardaki araştırmacılar, uygulayıcılar ve politika yapıcılar için güncel bulgular ve kavrayışlar sunmaktadır.

Çalışmada ABD, İtalya, Arnavutluk, Bulgaristan, Kosova, Romanya, Macaristan ve Sırbistan gibi ülkelerde yaşayan genç Roman azınlığa dönük ilgi çekici ve ufuk açıcı saha araştırmaları bulunur. Demografik ve tarihsel verilerle geniş kapsamlı bir literatür araştırmacılara sunulmuştur.

Araştırma Bilgisi

Araştırmanın yayınlandığı “Roma Minority Youth across Cultural Contexts: Taking a Positive Approach to Research” adlı eser yazarlar Radosveta Dimitrova, Laura Ferrer-Wreder & David Lackland Sam tarafından edite edilmiştir [1]. 2018 yılında yayınlanan eser henüz Türkçeye kazandırılmamıştır.

İsveç, Stockholm Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Radosveta Dimitrova ve Laura-Ferrer-Wreder ile birlikte Norveç, Bergen Üniversitesi Psikososyal Bilimler Fakültesi’nden David Lackland Sam’ın editörlüklerinde İngilizce olarak yayınlanmış olan “Roma Minority Youth across Cultural Contexts: Taking a Positive Approach to Research, Policy and Practice” adlı kitap genç Roman azınlık üzerinde çok kapsamlı bir çalışma olarak okurların karşısına çıkmaktadır.

Kitapta Avrupa’nın en çok ötekileştirilen ve ezilen genç grubu olarak kabul edilen Roman azınlığın karşılaştıkları sorunlar irdeleniyor. Ancak sadece sorunlara odaklanmak yerine, bireylerin güçlü yönlerine ve sorunların çözümünde kendi kaderlerini tayin etme hususunda aktif oldukları, başarılı ve esnek olabilme kabiliyetlerine odaklanan güç temelli ( Strenght-based ) bir yaklaşımla alternatif bakış açıları öneriliyor. Bunu yaparken önemli ölçüde, Positive Youth Development (PYD-Pozitif Gençlik Gelişimi) yaklaşımı üzerinde durulmaktadır.

PYD teorisi, ötekileştirilen, asimilasyon ve ayrımcılığa maruz kalan gençlere, ait oldukları topluluklar, eğitim aldıkları okullar, kültürlerine ait kuruluşlar, akran grupları ve aileleri bünyesinde üretken ve yapıcı bir şekilde meşguliyet kazandıran toplum yanlısı bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım gençlere güçlü yönlerini tanıyıp, kullanmaları ve geliştirmeleri hususunda fırsatlar sunar. Gençleri olumlu ilişkiler geliştirmeleri hususunda destekleyerek, liderlik güçlerini geliştirmek için gereken destek ve imkanları sunarak olumlu sonuçların elde edilmesini teşvik eder.

Avrupa ve Amerika’da Romanlar


Romanların durumu, kendilerine özgü koşullarıyla ve tipik olmayan ulusal azınlık statüleri sebebiyle karmaşık bir durum arz eder. Azınlık gruplarının normalde bir menşe ülkesi veya bir anavatanı vardır. Sözgelimi, bir azınlık grubu olarak Birleşik Krallıkta yaşayan Polonyalı göçmenlerin menşe ülkeleri Polonya’dır. Benzer şekilde, Norveç’teki Sami etnik azınlığı Norveç’i veya Kanada’daki İnuitler Kanada’yı anavatanları olarak kabul edebilirler. Ancak Romanlarda durum farklıdır.

Romanların bir ülkenin vatandaşı oldukları iddiaları reddedilmektedir. Nitekim, Romanlar da kendilerini “Milliyetçi iddiaları veya önyargıları olmaksızın coğrafi sınırları aşan mükemmel Avrupalılar” olarak görürler. Bununla birlikte kitapta belgelere dayandırılarak Romanların 1000 yıl önce Kuzey Hindistan’dan göç ettikleri ve asırlardır Avrupa ülkelerinde yaşadıkları aktarılmaktadır. Geleneksel olarak göçebe olmaları sebebiyle Romanlar kendilerine ait bir ulus devlet kuramamışlardır. Son 500 yıl boyunca da Doğu, Orta ve Güney Avrupa’da ve bir kısmı Amerika’da dağılmış halde bulunmaktadırlar [2]. Konut yerleşimlerinin yıkılması, zorla gerçekleştirilen tahliyeler ve sürekli şiddet de dahil olmak üzere yaşadıkları hak mahrumiyetleri ve ayrımcılık Romanları göçe zorladı. Avrupa’daki 15 milyon Romanın bir kısmının Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’ya sığınmasını da bu baskılar sebebiyledir. Bugün de Avrupa’da Romanlar için henüz her şey düzelmiş değildir.

“Romanlar, [kendi tanımlamalarıyla] milliyetçi iddiaları veya önyargıları olmaksızın coğrafi sınırları aşan mükemmel Avrupalılar”

Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık bir milyon, Kanada’da ise 80.000 Romanın yaşadığı bilinmektedir. Bu büyük nüfuslarına ve eski göçebe durumlarına kıyasla halihazırda yerleşik de olsalar Romanlara sunulması gereken vatandaşlık hakları istenilen seviyede değildir. Maalesef, onların kaderi, ayrımcılığa uğramış ve haklarından mahrum bırakılmış bir topluluk olarak kalmak olmuştur.

Roman Sorununa İlişkin Çözüm Önerileri

Kitabın temel aldığı “güç temelli” yaklaşım ve “PYD” teorisinin ötekileştirmenin minimize edilmesinde faydalı olacağı görülmektedir. Olumsuz klişelerin, önyargıların ve ayrımcılığın uzun bir geçmişinin olduğu marjinalleştirilmiş ve sosyal haklarından yoksun bırakılmış gruplara ilişkin söylemin değiştirilmesinde bu yaklaşımlar teorik taban oluşturur.

Bununla birlikte, ayrımcılık ve önyargı çok kolay bir şekilde kurumsallaştığı ve marjinalleştirilmiş grupların içinde yaşadığı toplumun dokusuna yerleştiği için PYD tek başına yeterli olmayabilir. Bu tür durumlarda ise çokkültürlülük olgusuna ilişkin bazı ilkelerin tanıtılması faydalı olabilir. Bu nedenle, Roman gençlerin (ve haklarından mahrum bırakılmış diğer azınlık üyelerinin) içsel ve dışsal varlıklarını, değer ve kalitelerini uyumlu hale getirme ve bunlardan yararlanma uğraşında ek olarak bazı merkezi çokkültürlülük ilkelerinin dahil edilmesi önem arz eder. Araştırmacılar PYD yaklaşımıyla benzerlik gösteren bu ilkelerin bazılarını Romanların dışlanması sorunuyla ilişkilendirerek basit bir biçimde şu şekilde özetlemektedir:

  • Roman gençlerin tevarüs eden kültür ve kimliklerine ilişkin özsaygı duygusu geliştirmeleri ve yaşadıkları geniş toplumu paylaşmaya ve bu topluma katkıda bulunmaya kararlı olmalarına yardımcı olmak.
  • Roman gençlerin geniş topluma tam ve eşit katılımları hususunda sorun
    çıkaran engelleri aşmalarına yardımcı olmakla birlikte yapısal ve kültürel engellerin kaldırılmasında da önünü açmak.
  • Romanların geniş topluma katılımını kolaylaştırmanın yanı sıra, ulusal birliği geliştirmek amacıyla Romanlar ve geniş toplumun üyeleri arasında yaratıcı buluşmaları ve değişimleri teşvik etmek
  • Romanlar için çoğunluğun dilinde eğitim olanağı sunmak.
  • Etnik çatışmaları azaltmayı amaçlayan topluluk girişimlerine destek sunmak.
  • Kamu kurumlarını farklılıklar hususunda saygılı, düşünceli ve duyarlı kılmak.

Çalışma Romanları merkeze alsa da geliştirdiği bakış açısıyla diğer ötekileştirilen gruplarla ilgili de kullanılabilecek öneriler sunmuştur. Dolayısıyla sadece Romanlar üzerinde yapılacak çalışmalar için değil; göç, mülteciler, ırk, etnisite, kültür, kültürleşme, çokkültürlülük ve farklı azınlıklar gibi pek çok konuda yapılacak çalışmalar hususunda da araştırmacıları bilgilendirecek ve teşvik edecek öneme sahiptir.

Değerlendirme

İstatistiklerle ortaya konulduğu üzere Romanlar AB, Balkanlar ve ABD gibi farklı coğrafyalarda kayda değer oranda nüfusa ulaşmıştır. Aynı şekilde Türkiye’de de önemli bir nüfusa sahip olan Romanlar sadece gündelik hayattaki varlıklarıyla değil ayrıca dizi ve filmlerle de özellikle çiçekçi ve çalgıcı gibi kimlikleriyle popüler kültürün yadsınamaz bir gerçeği olagelmiştir. İmgelemimizde yer edinen neşe dolu kişilikleriyle birlikte yaptıkları işlerle bütünleşen kimlikleri gereği kalaycı, elekçi, bohçacı, arabacı ve benzeri isimlerle de anılmaları çok sık karşılaşılan bir durumdur.

Türkiye’de son dönemde Romanlar üzerine yönelmiş akademik ilgiden ve Romanların sosyal, kültürel ve ekonomik alanlardaki koşullarının iyileştirilmesine dönük atılan adımlardan bahsetmek mümkündür. Ancak mevcut ilgi ve çalışmaların ABD ve AB ülkelerine kıyasla daha yeni olduğunu kabul etmek zorundayız. Romanlar her halükârda bulundukları ülkelerde farklı kültürleşme koşullarına tabi olarak marjinalleşme, asimilasyon, ayrımcılık ve ötekileştirilme gibi süreçlerle baş etmek durumunda kalıyor. Etnik bir azınlık olarak Çingeneler Türkçe konuşan akademik dünyayı ve politika yapıcıları da yakından ilgilendiriyor.

“Avrupa’da Roman gençlik: her daim ötekileştirilenler”, Roman gençlerin çeşitli ülkelerdeki dışlanmışlıklarına ışık tutuyor. Roma Minority Youth across Cultural Contexts: Taking a Positive Approach to Research, Policy and Practice Romanların sosyal, ekonomik ve kültürel koşullarına saha araştırmalarından elde edilen ampirik veriler sayesinde ön yargı ve stereotiplerin dışından bakmayı sağlayan oldukça yetkin ve kapsamlı bir kitaptır.

Kaynak

1– Radosveta Dimitrova, Laura Ferrer-Wreder & David Lackland Sam, Roma Minority Youth across Cultural Contexts: Taking a Positive Approach to Research, Policy and Practice, Oxford University Press. 2018.

2– Romanlar veya Çingenelerin nüfus bilgileri hakkında bkz. https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ingeneler


Bir cevap yazın